9 Aralık 2012 Pazar

Hep hayran olurdum anneliğine, azmine ama bu ara kadınlığına, eşliğine, sabrına da ayrı hayranım anamın.

Hayat zor. Hiç istemediğim şeyler yaşıyorum. Altından kalkamıyorum. Senelerce nasıl dayanmış. İçinden atmış çığlıklarını onu anladım. Kızlar analarının kaderini paylaşırmış derler onun gibi bir anne olabilmek için her şeyimi verirdim ama onun gibi olmaktan da deli gibi korkuyorum.

Rabbim korktuklarımdan emin eylesin

1 Aralık 2012 Cumartesi

Ben anlatmadan da cevremdekiler icinde bulundugum durumu, ruh halimi anlasinlar diye bekliyorum.

Herkeste bu surec boyle mi bilmiyorum ama ben kendimi cok caresiz ve mutsuz hissediyorum.

Yaptigim ya da yapmadigim yada yapamadigim seyler icin suclanmiyim istiyorum.

İcimde firtinalar kopuyo biri bunu gorsunde beni bu karmasadan kurtarsin diye caresizce bekliyorum.

Cok yoruldum...

17 Kasım 2012 Cumartesi

16 Kasım 2012 Cuma

Bu ara kimsesizim.

Çevrende milyonlarca insan olsa da seni anlamadıklarında varlıklarının anlamı olmuyor. Fikir almak istediğim pek çok konu var ama kime ne kadar güvenebilirim ne kadarını sorabilirim anlatabilirim bilmiyorum.

Kendimi çok yalnız ve çaresiz hissediyorum. Yazık bana :(
Bu ara hayat nasipse ailemize katılacak minik bebeğimden ibaret.

Her şeyi ona uygun hale getirmeye çalışıyorum. Evimi, işimi, kendimi.

Sürekli yapılacaklar, alınacaklar listeleri yapıyorum. Planlar yapıyorum. Sonra eskisinden vazgeçip yenilerini çıkarıyorum. Bu ara beni neşelendiren tek şey bu. Ne kitap okumak, ne film izlemek, ne bir yerlere gitmek ne de birileriyle buluşup görüşmek hiçbir şey zevk vermiyor. Hayatım oğlum ve onun için yapacaklarımdan ibaret oldu.

İtiraf edeyim zaten başka hiçbir şey için de yeterli enerjim yok. Alışverişlerimi bile internet üzerinden yapıyorum :))) O kadar kocaman oldum ki artık nefes alması bile zor. Eğilip doğrulması zor. Ev işi yapmıyorum. İş yerinde çalışmıyorum diyebilecek kadar az iş yapıyorum :) Kimse benden fazlasını beklemiyor.

Ama hareketlerin bu kadar kısıtlanması insanı sinirlendiriyor. Kendimi yaşlıymışım gibi hissediyorum. Aynalardaki, camlardaki yansımama bakmıyorum :)

Çok az zamanımız kaldı bir yandan da korkuyorum. Yeni hayat bana ne getirecek bilmiyorum. Kapalı kutu. Başa çıkabilecek miyim? Onu da bilmiyorum. Bekleyip yaşayıp göreceğiz. Allah sonumuzu hayır etsin inşallah



20 Eylül 2012 Perşembe

Başkalarının hayatına uzaktan bakıp imrenmekle geçiyor bu ara hayat. Yapmak isteyip vakit bulamadığım, vakit bulduğumda yapmak istemediğim bir sürü şey var.

Daha kolay bir hayat istiyorum aslında daha az sorumluluk. Hayata atılmak için gençtim ben. Bu kadar sorumluluk fazla bana ama bunu kimseye söyleyemiyorum. Kimseye 'Bunu yapmak istemiyorum yapmasam olmaz mı?'  diyemiyorum. Ama aslında deli gibi istemiyorum.  Daha dolu bir hayat istiyorum. Daha çok sosyal. Daha fazla eğlence. Ama eğlenmek için yeterli enerjim bile yok.

Bu ara hareket etmek bile zor. Sosyal olup birileriyle bir şeyler yapmak istiyorum ama o kadar çabuk bitiyor ki enerjim başkalarına hadi şunu yapalım şuraya gidelim diyemiyorum. Aslında çevremdeki herkes içinde bulunduğum durumu anlayışla karşılayacak insanlar ama cesaret edemiyorum. O faaliyet bana eziyet olunca başkalarına da olsun istemiyorum.

Hayatım sadece işlerden ibaret olsun istemiyorum. Sadece ev iş ve bebiş olayım istemiyorum ama daha fazlasına gücüm yetmiyor. Bundan sonra yetecek mi onu da bilmiyorum. Çok mutsuzum ama söyleyemiyorum.


6 Eylül 2012 Perşembe

Demişim geçmiş zamanda

Yeni evime alışma çabası içerisindeyim. Geceleri müthiş sıcak olması ev ve kalbim arasında set oluşturuyor resmen. Her gülün dikeni vardır sözü sebebiylen tek sıkıntının bu olması kabulüm.

En azından misafirim geldiğinde evime parmak uçlarında çıkmak zorunda kalmıyor. En azından evime giderken huzurla gidiyorum. Herkesin tepki göstermesini beklerken herkes arkamda destek olup iyi bile dayandınız diyor. Şükür Rabbım.

Sanki yeni evlenmiş gibiyim. Kendimi öyle hissediyorum. Evlenir evlenmez üç adet çocuk sahibi olmuş olmamı göz önünde bulundurursak eğer kendimi yeni evli sayamamam en doğalı.
Evliliğin tüm zorluklarının üzerine bir de hemen hemen her akşamını uyuyana kadar benimle geçiren üç adet insan yavrusuyla uğraşmak insanı haliyle bezdiriyor.

Yeni yeni anlıyorum evlilik ne kadar da güzelmiş.
  Yeni doğan bebeğini görmeye gittiğimizde bu bizim olsun lafımız üzerine Elif benim o dediğinde anladım nasıl bir şey olabileceğini. Bir çocuğu sevmek, bakmak, büyütmekten başka bir şeydi anne olmak.

  Tabi anne olmadan "anne olmanın" ne demek olduğunu anlamak mümkün değil. Daha önce yemediğin bir yemeğin tadını, yanındaki yedi diye biliyorum demek gibi :)
 
  Ama öyle mübarek bir şey ki bu yaradan hissettiriyor bir şekilde. Bunu gerçekten istemeyen var mıdır bilemiyorum. Düşünsenize sadece sizin, sadece size ait, size muhtaç, ufacık, çok sevimli, mis kokulu...
O çocuğun resmini her gördüğümde içimde kuşlar uçuyor. Bir de benim olsa...

  Demişim bir zamanlar. Şu an bile (henüz bebeğimi kucağıma almadığım halde) içimde hareket eden minik parçamı kimseye vermem. Benim o :)

15 Haziran 2012 Cuma

Uzun süre önce kendime ufak bir not defteri almıştım. Aslında defterin asıl amacı hayatımdan ufak ufak kesitleri orada biriktirip vaktim olduğunda buraya nakil etmekti. Ama zaman geçtikçe o küçük küçük notları blogda paylaşma ihtiyacı bende kayboldu.

İtiraf ediyorum okumayıcı üşendim ama deftere yazmaya devam ettim. Benimle gurur duyabilirsin  :)

Dün akşam babamisale hediye almak için ablamisalle yakındaki müdavimi olduğumuz alış veriş merkezine gittik. Önce çok güzel bir yemek yedik ardından babişe hediye aldık. Ardından da kalan yaklaşık iki saati ablamisale çanta bakarak geçirdik :P Tamam abarttım. :) :) :)

Bu yazıyı yazma sebebim aslında kendisini şikayet etmek değildi :) Dün akşam muhabbet ederken Derya misal: "Çok erken atıldın hayata" dedi. Çok çabuk büyüdün, çok çabuk bazı sorumlulukların altına kendini attın der gibi.

Çok erken yaşta (benim için) nişanlanıp evlendim. Rabbim e bin şükür ki en kötü günlerimiz de bile keşke evlenmeseydim demedim. Rabbim bana onu nasip ettiği için binlerce kere şükür. Ama onun böyle söylemesinin sebebi evli olmam değildi.

İki buçuk sene sonra evliliğin sorumluluklarına alışıp herşey normal gelmeye başlayınca Rabbim hadi şimdi de 'ANNE' ol dedi. Nasipse yeni senede bir bebeğim olacak. Daha önce hiçbir şey için bu kadar sevinmemiş ve aynı zamanda da bu kadar çok korkmamıştım.

Nasıl yapacağım yada beni neler beklediği hakkında hiçbir fikrim yok. Gerektiği gibi bakamayacağım, yetiştiremeyeceğim gibi korkular yaşıyorum. Yada bana nasip olmayacağı...

Rabbim cümlemizi korktuklarımızdan emin eylesin. Amin.

27 Nisan 2012 Cuma

Az önce sevgili eşim aradı ve bana bir iyi, bir de kötü haberinin olduğunu söyledi. Önce kötüyü rica ettim.

O da zaten yüksek olmasını beklediğimiz kredi kartımızın beklediğimizin hemen hemen iki katı geldiği haberini verdi!!!!

Ufak çaplı bir şokun ardından büyük bir ihtiyaçla iyi haberi sordum.

"Aşkım Seni Seviyorum" dedi.

Ağlayayım mı güleyim mi bilemedim....


4 Nisan 2012 Çarşamba

Eskilerden kimler kaldı kimler tarihe karıştı bilmiyorum. Hayatım deyim yerindeyse 'su gibi' akıp gidiyor. Tutamıyorum çoğu zaman tutunamıyorum da.

Zorlu bir hayatım var ama kimin hayatı kolay ki. Bazen daha kolay bir hayatım olsaydı bazı endişelerim olmasaydı acaba daha mı mutlu olurdum diye düşünüyorum.

Başkalarına imrenme yaşımı geçtim ama bazen hayatı dışarıdan çok daha kolay, mutlu, huzurlu gözüken insanlara imreniyorum. Omuzlarıma yüklemiş olduğum yük ağır geliyor artık. Endişelerim benden yaşça çok daha büyük insanların endişeleri yüklerim de öyle. Hem altlarında eziliyorum hemde ezilmiyormuşum iyiymişim gibi yapıyorum. Ve bu beni daha çok yoruyor. Annemin küçük kızı kalabilseydim hep ne güzel olurdu.




30 Ocak 2012 Pazartesi

BANA GÜZEL AMA!

Elimde sıcacık kahve bardağı camdan dışarıda yağan karı seyrediyorum. İçimden de bir dua geçiriyorum; "Rabbim dışarıda kalmak zorunda olanların yardımcısı olsun...."