1 Kasım 2013 Cuma

İçimdeki Çorba

Uzuun zaman olmuş ellerim derdini anlatmayalı. Bende nedir bu içimde biriken diyordum. Bir kere alışınca yazmaya vücudun ihtiyacı haline geliyor sanırsam.

Bu ara her şeye tepkiliyim. Derdimi sıkıntımı dışarıya aktarabilen bir insan değilim. Dertleşmek nedir unuttum. İçimdekini olduğu gibi anlatamıyorum. Hep birileri anlasın diye bekliyorum. Ben dile getirmiyim ama anlaşılıyım. He he oldu.

Uzun zamandır yaşadım, bunaldım içimdeki denize attım. Ufak tefek uğraşlarla kendimde kalmaya çalıştım. Ama bu ara ekstra zor. Maneviyat eksikliğinden mi acaba zira bu ara hiç olmadığım kadar hayırsız bir kulum.

Ona da güç gerek karar gerek. Nefsim güçlü söz geçiremiyorum. Mumford and Sons dinliyorum (Rain down, rain down on me). Sözlerine kulak vermiyorum ama müziği ruh halimi yansıtıyor. İçimdeki fırtınayı anlatıyor sanki.

Kuzumu özledim. İşte bütün sorunlar orda başlıyor. İçimdeki dağlar kadar özlem, dağlar kadar pişmanlık. Yavrumdan geri kalma endişesi, korkusu. Akşamlarım gecelerim kokusunu içime çekmeme yetmiyor. Hafta sonları çok kısa kuzum çok güzel.

Bütün huzursuzluğun sebebi bu. Bağırmak çağırmak hüngür hüngür ağlamak istiyorum. Her şey daha kolay olsun istiyorum. Daha önce güçlü olmam gerektiğine inandığım zamanlarım oldu. Güçlü bir evlat güçlü bir eş olmam gerekti. Ama anne olmak en güçlü olmak demek. Zayıf olmaya zayıflık belirtisi göstermeye hakkın yok. Sanırım ondan susuyorum. İçime atarsam sıkıntıyı dile getirmezsem güçlü gözükürüm belki güçlü kalırım.

Ne kadar bunaldım Ya Rab. Ferahlık ver.

Bu ara oğluma Diş Buğdayı telaşındayım. Kafamı bir şeylerle meşgul etmeye çalışıyorum. Belki bebeğim için bir şey yapmak. İlerisi için güzel bir hatıra. Ama ona bile enerjim yok. Sağdan soldan destek arayıp bulamayınca daha çok içe batıyorum. Saçma sapan hallerdeyim yine Rabbim yar ve yardımcım olur inşallah

Hiç yorum yok: