20 Eylül 2012 Perşembe

Başkalarının hayatına uzaktan bakıp imrenmekle geçiyor bu ara hayat. Yapmak isteyip vakit bulamadığım, vakit bulduğumda yapmak istemediğim bir sürü şey var.

Daha kolay bir hayat istiyorum aslında daha az sorumluluk. Hayata atılmak için gençtim ben. Bu kadar sorumluluk fazla bana ama bunu kimseye söyleyemiyorum. Kimseye 'Bunu yapmak istemiyorum yapmasam olmaz mı?'  diyemiyorum. Ama aslında deli gibi istemiyorum.  Daha dolu bir hayat istiyorum. Daha çok sosyal. Daha fazla eğlence. Ama eğlenmek için yeterli enerjim bile yok.

Bu ara hareket etmek bile zor. Sosyal olup birileriyle bir şeyler yapmak istiyorum ama o kadar çabuk bitiyor ki enerjim başkalarına hadi şunu yapalım şuraya gidelim diyemiyorum. Aslında çevremdeki herkes içinde bulunduğum durumu anlayışla karşılayacak insanlar ama cesaret edemiyorum. O faaliyet bana eziyet olunca başkalarına da olsun istemiyorum.

Hayatım sadece işlerden ibaret olsun istemiyorum. Sadece ev iş ve bebiş olayım istemiyorum ama daha fazlasına gücüm yetmiyor. Bundan sonra yetecek mi onu da bilmiyorum. Çok mutsuzum ama söyleyemiyorum.


6 Eylül 2012 Perşembe

Demişim geçmiş zamanda

Yeni evime alışma çabası içerisindeyim. Geceleri müthiş sıcak olması ev ve kalbim arasında set oluşturuyor resmen. Her gülün dikeni vardır sözü sebebiylen tek sıkıntının bu olması kabulüm.

En azından misafirim geldiğinde evime parmak uçlarında çıkmak zorunda kalmıyor. En azından evime giderken huzurla gidiyorum. Herkesin tepki göstermesini beklerken herkes arkamda destek olup iyi bile dayandınız diyor. Şükür Rabbım.

Sanki yeni evlenmiş gibiyim. Kendimi öyle hissediyorum. Evlenir evlenmez üç adet çocuk sahibi olmuş olmamı göz önünde bulundurursak eğer kendimi yeni evli sayamamam en doğalı.
Evliliğin tüm zorluklarının üzerine bir de hemen hemen her akşamını uyuyana kadar benimle geçiren üç adet insan yavrusuyla uğraşmak insanı haliyle bezdiriyor.

Yeni yeni anlıyorum evlilik ne kadar da güzelmiş.
  Yeni doğan bebeğini görmeye gittiğimizde bu bizim olsun lafımız üzerine Elif benim o dediğinde anladım nasıl bir şey olabileceğini. Bir çocuğu sevmek, bakmak, büyütmekten başka bir şeydi anne olmak.

  Tabi anne olmadan "anne olmanın" ne demek olduğunu anlamak mümkün değil. Daha önce yemediğin bir yemeğin tadını, yanındaki yedi diye biliyorum demek gibi :)
 
  Ama öyle mübarek bir şey ki bu yaradan hissettiriyor bir şekilde. Bunu gerçekten istemeyen var mıdır bilemiyorum. Düşünsenize sadece sizin, sadece size ait, size muhtaç, ufacık, çok sevimli, mis kokulu...
O çocuğun resmini her gördüğümde içimde kuşlar uçuyor. Bir de benim olsa...

  Demişim bir zamanlar. Şu an bile (henüz bebeğimi kucağıma almadığım halde) içimde hareket eden minik parçamı kimseye vermem. Benim o :)