25 Mayıs 2010 Salı

Episode Lost

Senelerce süren eziyet sonunda bitti. Çok uzun yıllardır devam ediyormuş gibi hissediyorum nedense. Her seferinde sinir bozucu bir dizi olduğunu söylesem de sonuna kadar izledim Lost u. Bitmesi de üzdü sanırım.

Dizi ilk başladığı gibi Jack ' ın gözünden bitti güzel bir sahneydi. Güzel bir bölümdü. Ama cevapsız çok fazla soru var, hayal gücüne bırakılan. Hayal gücü geniş olmayan biri olduğum için böyle belirsizlikleri sevmiyorum.

Kardeşlerimle beraber zar zor izlemiş olmama ve o kadar açık kapıya rağmen çok beğendim son bölümü. Çok hoş sahneleri vardı. Her birinin adayı hatırlama şekilleri (özellikle Sawyer-Juliet, Charlie-Claire) çok duygusal sahnelerdi. Sonuna kadar (flash sideways) fsw nin gerçek olmadığını anlamadık. Christian Shephard sağ olsun; keçi inadına sahip, anıları hatırladıkça hafızasında geri geri iten, can çıkar huy çıkmaz sözünü doğrulayan oğlu Jack e anlatırken aydınlandık.

Efennim meğersem fsw onların ölümden sonra ışığı görene kadar arada takılı kaldıkları bölümmüş. Bazı yorumlar adanın da gerçek olmadığı yönünde ama ben adanın gerçek olduğuna inanıyorum. C. Shephard bazıları senden çok sonra öldüler. Ama adada yaşadıkların hayatınızın dönüm noktası olduğu, adadaki insanlar senin için çok önemli olduğu için onlarla haşr olcan dedi bir nevi :)

Jack bir önceki bölümde Jacob olmuştu ama bu bölümde Jacob'luğu Hugo'ya teslim etti. Ve Radyoaktif Desmond'un adanın tıpasını çıkardığı yere tıpayı yeniden takmaya gitti.

Bir tek Jack'ın ölümünü gördük bu bölümde. Ama sebebi radyoaktif etki değil BS Locke un onu ölmeden önce bıçaklaması idi. Neden tıpayı takarken ölmediğini anlamadım açıkçası. O da mı radyoaktif bilmem neye dayanıklıymış. Zira Jacob olduğundan olamaz çünkü o sıra Jacob luğu Hugo'ya devretmişti pis suyla:) (Benim kafam da bu cümle gibi karıştı işte:P)

Jack in ışığın ordan dönmediğini gören Hugo ben şimdi ne yapacam dedi. Ben ise; en iyi yaptığın şeyi yap insanlarla ilgilen dedi. Hugo da Jacob olarak Benjamin Linus' u Richard ilan etti. (Ay bu adama mülayimlik hiç yakışmıyor!)

Belirtmeliyim ki Charlie yi tekrar göstermeleri benim için son bölümün en güzel özelliğiydi. Seni özliycez Charlie aman pardon Lost.


21 Mayıs 2010 Cuma

Beş kilo versem bide biskrem versem:D

Naber okuyucu ben hiç iyi değilim. Bu sabah kilo vermek amaçlı az yemeğe başladım. Bütün sabah nesfit in gevreklerinden başka bir tek elma yedim. Açlıktan kıvrandım ama yılmadım.

Sonra öğlen cuma vakti misafirlerim geldi. Onlar için sipariş verdim mecburen kendim için de tabi. Neyse Adana söyledik bir güzel de yedik.

Benim az yeme olayı neye döndü bilmiyorum ama o vicdan azabı sebebiyle mideme kramplar girdi. Ve yediklerimin hepsini çıkarttım. Midem ve bünyem mahvolmuş olabilirdi evet ama en azından vicdanım kıvrıldı bir taraflarını devirip uyudu.

Şu an açlıktan ölmek üzere olduğumu boş versek bile midemde müthiş bir sancı, başımda şiddetli bir ağrı var. Vücudum resmen az yemeye isyan ediyor. Pöff ya ne zor zayıflamaya çalışmak ama başaramamak :( İncecik olduğum zamanları çok özlüyorum. Nerede o günler. İncelmek istiyorum okuyucu sülün gibi dolaşmak istiyorum ortalarda. Mimkinse beş kilo versem alır mısın?



1 Mayıs 2010 Cumartesi

???

Mumdan kanatlı bir adam vardı ya ne oldu ona????

Geçti sorun yok

Naber okuyucu; Ben iyiyim.

Dün baktım da hiçte mındar değildi nişan. O gürültüyü yaşayınca. Sonlara doğru başıma ağrı vurunca, kocişiminde yüzündeki ifadeyi görünce iyiki biz böyle şeyler yapmadık dedim. Tehlike geçti yani.

Korkma yani Saffetim hala normalim:P