26 Nisan 2010 Pazartesi

Kısa Ama Uzun

Nasıl başlayacağımı hatta ne yazacağımı bile bilmeden şeeettiğim bir yazıya daha hoş geldik.


Midem daralıyor Saffet. Ne zor geçti geçen hafta ya. Hiç bitmeyecek sandım ama bitti çok şükür. Her şey ufak ufak oturmaya başladı rayına. Ömrümden ömür gitti belki ama olsun düzeliyor ya sorunlar mühim değil.

Geçen haftadan bahsedeyim biraz Saffet. Üstünden zaman geçince sıkıntılar hakkında konuşmak kolaylaşıyor. Hiç istemediğim bir durumla karşı karşıya kaldım geçen hafta. Ailemin şiddetle karşı çıktığı bir sorun. Bir tarafta eşim ve ailesi vardı diğer tarafta annem, abim, ablam. Zor bir haftaydı Saffet. İki tarafı da idare etmeye çalışıp, arada kalmak kadar kötü bir şey olamaz sanmıyorum. Yine de Rabbım korusun beterinden diyorum ve şükrediyorum verdiği sabra, akıla.

Hafta içi mide krampları, gözyaşları içinde geçti. C. tesi günü sancım biraz hafifleyince, daha ddurrrr dişçi kontrolü geldi dedi takvimim bana. Evet dişçiden korkuyorum, sevmiyorum Saffet zorla değil ya. Ayaklarım geri geri gidiyo dişçiye giderken.
Neyse ki bu sefer yanımda bana eşlik edecek bir kurban buldum da ne korkması be ammaaan dişçiden korkulur mu çocuk muyum ben havasıyla gittim dişçiye.

Pazar sabahı çok kalabalık bir misafir grubunu ağırladım. Eşimin ailesiyle birlikte kahvaltı yaptık. Yorucu ama güzeldi.
Öğleden sonra gözüme gözüme batan mutfak halımı yıkadım. Savaşı ben kazandım Saffet. Üzerine yapışan (6 ayda nasıl olduğunu bilmediğim) lekeleri alt ettim. Üç saat sürdü savaşım ama olsun BEN KAZANDIM.

O kadar yorulduktan sonra süslendim, püslendim kocişimle arkadaşımın nikahına gittim. Sosyal bir kelebeğim ben Saffet biliyorsun. Nikahtan sonra araba kullanmak üzere sürücü yoluna gittim. Öyle bir enaniyettir ki bendeki trafiğe çıkmak istedim. Kocişim ve kardeşi (nikahtan sonra onu da aldık. Usta şoför kendisidir) de baktı sürücü yolunda hatam yok hadi bizi eve kadar sen götür dediler. Bir hevesliyim bir kendime güvenim geldi ki sorma Saffet. Neyse ışıkları ve en çok korktuğum yeri geçince daha da bir güven geldi bana. Ama köşeyi üçüncü vitesle dönünce direksiyonun kontrolünü kaybettim.

Az kaldı kaldırıma giriyordum ki kaynımcım el firenini çekti. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde araba 180 derece dönüş yaptı. Allah'tan arkadaki araba benim hızlı döndüğümü, acemi olduğumu fark etmişte durmuş. Kimse bize çarpmadı, biz hiçbir yere çarpmadık.

E ucuz atlatınca da geriye bir önceki gün verdiğim sadaka için şükredip, nasıl show yaptığımın esprisini yapmak kaldı. Enteresan bir olaydı. Ama bu beni ehliyet almaktan vazgeçirmicek tabi ki Saffet. Kendime güvenim sarsılmadı. Rabbime bin şükür yolda çocuk yoktu. Yoksa bırak güven sarsılmasını vicdan azabından ölürdüm.

Dün evleneli tam tamına altı ay oldu. E yarı yılımızı Avatar'ın dvdsini alıp izleyerek kutlayalım dedik. Çekirdek çitleyip Avatar izledik. Pek bi romantiğiz canımm :D


Neyse Saffet böyle enteresan bi hafta geçirdim ben. Senin haftan nasıldı?

3 yorum:

allımorlu dedi ki...

6 ay mı olmuş,daha dün gibi deryamisal'in kınagecesi yazısını okuduğumu hatırlıyorum:))ne çabuk geçiyor aylar,yıllar..
nice yılları sağlık ve huzurla geçirin inşallah..

trafikte benim en çok korktuğum iki kadın sürücünün karşılaşması:))bu durumdan itinayla kaçın,gerisi kolay:))

bide mutfak halısı yıkamaktan ileride beziceksin,bu tecrübeyle sabit:P pazarda filan makineye giren kilime benzer şeyler oluyor kendini yıpratma halı yıkıcam diye:)..
evin işi bitmez,insan zaman geçtikçe pratik çözümler bulmaya çalışıyor..

hepimize sendromsuz,stressiz haftalar:))

Derya dedi ki...

Benim için de zor bir haftaydı. Sadece evlenen değil onun ailesi de yıpranıyor maalesef. Neyseki geçti gitti.

Ebrum dedi ki...

:D Aslında ordaki Ablamı büyük harflerle yazcaktım da vazgeçtim :P

Allımorlu düşünmedim değil. Üzerine sercek bi örtü mü alsam acaba die düşünüyorum bugünlerde.

Aslında cimrilik etmeyip yıkamaya da verebilirdim ama olsun içim elvermedi ona para vermeye.

Pratikl çözmlere ihtiyacım olcak sanırım