30 Mart 2010 Salı

Depresyondayız Şirketcek

Okuyucu naber selamin aleykim

Tadilat sebebiyle toz dolu bi işyerinden bildiriyorum. Geçen hafta bitmesi gerekiyodu sözde tadilatın. Ama Bırak'ın deyimiyle AMPUL bi ustamız olduğu için önümüzdeki hafta bitmesi bile şüpheli. Adam beş dakika çalışıo, yirmi dakika telefonla konuşuyo, sonraki yarım saat ortadan kayboluyo.

Sıkıldım burda yerimden uzakta sığıntı gibi köşede bi masada çalışmaya çalışıyorum. Ne kaaaa zor bilemezsin okuyucu. Her yer kireç elimi hiç bi yere sürmek istemiyorum. Masama, bilgisayara dokunamıyorum. Sinirden ağlıcam o haldeyim.

Bide Bırak'la uğraşıyorum. Psikolojik daralıma girmiş bazı sebeplerden ötürü. Suratı beş karıştan daha aşşada. O neşeli şen şakrak adam gitti yerine uyuz, gıcık bi adam geldi. Zaten bunalıyorum suratına baktıkça daha da psikolojim bozuluyo. Suratsız ne olcak.

Bide faremiz var. Pisliği keçi pisliği kadar. Farenin boyutunu var sen düşün. Ödüm kopuyo bi yerden karşımıza çıkacak diye. Hayvan da düzeninden oldu anlıyorum onada yazık ama zaten şurda duygusal daralım yaşamaktayım bana daha yazık.

Ay ne çok yazıklı cümle kurdum. Bana yazık. Bırak'a da yazık. Fareye de yazık. Saffet'e de yazık onlada ilgilenemedim. Oy oy sana da yazık okuyucu benden mahrum kaldın.

Amaaan iyice daraldım. Neyse okuyucu görükürük sona. İnşallah temiz bi ofisten bildiririm bi dahaki sefere. Haydin öpüldün. Si yaa

24 Mart 2010 Çarşamba

Hastayım hiç kimse bilmiyooorrrrrr

S.A okuyucu naber. Ben hiç iyi değilim. Çok pis hastayım. Boğazlarım acıyo, başım çatlıcak gibi ağrıyo. Sabah zor çıktım yataktan.

İş kolik misin nesin git evinde yat dinlen diyebilirsin okuyucu. Hayır sayılmam. Sadece evde yatılarak iyileşilebileceğine inanmıyorum. Hele bide eve gittiğinde sana çorba yapcak. Seni nazlıcak biri yoksa hiç gerek yok. Burda masamda sürünmeyi tercih ederim.

En azından burda Bırak var vakit geçer. Sağolsun bana limonlu su yaptı getirdi. İnsanın budysinin olması güzel bişey. Bugün nasıl geçicek bilmiyorum kafamı doğru tutamıyorum. Bırak'a göre gereksiz kahramanlık yapıorum. Git evinde dinlen diyo. Onun özlemini duyduğu şey:D Benim yerime sen git buddy ben sen dinlenirsen iyileşirim:P

Kafam bi dünya okuyucu uğulduyo kulaklarım. Neyse hasta hasta yeter bukaaa. Hadi bana eyvallah okuyucu. Tikkat et kendine.


Pies; Şarkıyı nasıl buldun okuyucu. Bırak insanın içine gereksiz bir huzur doldurduğunu düşünüyo. Ama o ne anlar dimi

22 Mart 2010 Pazartesi

=P =) =( =D =S

Selaamin aleykim:D

Nasıl bir rehavet çöktü üstüme anlatamam Saffet. Hiç çalışasım yok. Sadece yatıp uyumak istiyorum. Geçen hafta hiç bitmicekmiş gibiydi. Hafta sonu çabuk bitti. Ne çabuk pazartesi oldu yaaa.

Çalışmak istemiyorum, gezmek istiyorum, temiz hava almak istiyorum. Can sıkıntısından Facebook da şehir oluşturuyorum düşün yani. Gerçi güzel oldu evlerim. Apartmanlarım, müzelerim, bankalarım var.

İnsanoğlu-kızı yeterki zamanı öldürmek istesin gözü kör olasıca şeytan anında bahane çıkarıyo. Ya canım sıkıldı bi kitap okiiim dediimde bişey çıkarıyo karşıma. Gerçi bu tür cümleleri çok kurmuyorum ama olsun kurduğumda oluo, gülme Saffet!!:P

Canımın canı sıkkın bu aralar. Ama kardeşim ben sana göre davranamam ki. Sıkılırsan sıkıl. Birazdan uğraşcak bişi bulursun nasıl olsa. Hiç olmadı Bırak'a sararsın. En büyük eğlencem. Yada o birazdan gelir zaten "Budddy ben çok sıkıldım". Bende buddy inan bana bende.

Buddym şu an iş başvuruları yapıo YİNE. Alt katta tadilat var. Merdiven altı boş. Etekte giymişim bugün aşağıda inemiyorum. Poffffff. Gerçi Bırak sağolsun kahve su ne istesem getiriyo. Canım benim canım canım.

Sıkıldım be Saffet hadi gidip eğlencek bişiler bulalım. Nuray'a sataşalım. Ama sen gelme Saffet nişanlısı arıza çıkarabilir. Sende git Sacit'in buloğunu sabote et :P

Ama naaapsın Sacit abisi canı sıkılmış. Hade ben gidiyorum Saffet sana kolay gelsin.


Okuyucu naber. Bırak'ın sana selamı var.



Pies; bugün Lost S6B8 i seyrettim bu diziyi toparlayabilcekler mi? Yada toparlayacaklar mı? İyice kafam karıştı.

18 Mart 2010 Perşembe

HAPPY BIRTHDAY TO ME





Happy Birthday To ME!


<<===Solda görmüş olduğunuz beyaz çikolata sürüsü sevgili buddym Bırak'ın bana doğum günü hediyesi. Thanks Bırak.


Sağda görmüş ==>>
olduğunuz da Satılmış Saffet'in hediyesi. Herşeyin çakma be Saffet. İnsan sahicisini getirir:P

17 Mart 2010 Çarşamba

Bazen ellerim klavyenin üzerinde dans etmek ister ama kafamda onları dans ettircek müziği duyamam. Bazende kafamda müzik çalar ama ellerimin dans etmeye hali olmaz.Bugün ikinci bazeni yaşamaktayım. Anlatıcak bi konum var ama ellerim pasif ve tembel. Ama kısaca geçiyim üstünden...

Yarın benim doğum günüm okuyucu. Ama bu sene kutlamalarımın çoğunu erkenden aldım. Arkadaşlarım facebooktan bana mesajlar atıyo. Tabi bu ezbere bilmeyenlerin yaptığı işlem. Bilenler o günün perşembeye geldiğini biliyo ve umuyorum ki o günü bekliyolar:P

Dün akşamüstü eşimle hafif bi tartışma yaşadık. Ben alışverişe gitmek istedim o istemedi falan. E tabi konu durmadı başka yerlere kaydı. Sürekli sırıtık dolaşması mesela sinirime dokundu dün akşam. Ne bileyim süprizleri varmış beni evde tutması gerekiyomuş. Özür dilerim kocacım.

Neyse okuyucu ailem ve arkadaşlarım bana doğum günü süprizi yaptılar. İki gün erken geldi. Hakkattem süprüz oldu. Güzel bi duygu okuyucu sende bilirsin. Paylaşmak istedim. Ve teşekkür etmek tabiiii. Teşekkür ederim misalderya bitek sen burdasın çünkü:P

Neyse hevessiz ellerimden bu kadar beni özleyin anacım

16 Mart 2010 Salı


Bırak bana yine küstü. Şaşırmadın biliyorum Saffet ama ne yapiim. Ne yaptığımı çok net hatırlamıyorum. Bişey yapmışım belli ama demek ki beni bilir alınmaz demişim ki üstünde durmamışım.


Bugün burası çok sessiz. Bırak'ın konuşmamasının çok büyük payı var muhtemelen. Tamam her ne kadar kendi kendime konuşabilme potansiyelim çok çok yüksek olsa da iş yerinde böyle şeylere dikkat ediyorum okuyucu.


Bugün sürekli resimlerimle uğraştım. Evlenmeden önce, düğünde, sonrasında çekildiğim resimlerle. Nedense resimlerle uğraşmak beni rahatlatıyo okuyucu. Aklımı komple meşgul edebiliyo bu da çoğu zaman çok işe yarıyo.


Canım çok sıkılıyo ne yapacağımı bilmiyorum hiç. Manevi eksiklik var sanırım, görevimi tam anlamıyla yapmıyorum. Çok fazla şey istiyorum ama isteklerim gerçekleşsin diye uğraşmıyorum. Boş boş yaşıyorum bu ara. Yaşlandım mı ne! Hiç enerjim yok.


Eğlenceli bişiler mi yapsak Saffet. Al iki at kap gel. At koşalım bloglarda. Açılın blog alemi biz geliyoz. Beyaz atlı bir Misal görürsen korkma O BENİM....

11 Mart 2010 Perşembe

Yılın Yazısı

Üşenmedik Satılmış Saffet ve ben yılın yazısını seçtik okuyucu. Eğer şirkette sevgili patroncuğumuz olmasaydı, kahkahalarla saatlerce gülerdik. Saffet te benle aynı fikirdeydi, Bırak da. E bizde sizle paylaşalım dedik.

ALINTIDIR;

""İradeli insan; kuruyemişçinin önünden geçerken "şişt yavru, accık badem şekeri al da yiyek" diyen iç sesi susturup, yerine çekilmiş keten tohumu alandır.

İradesiz insan;Hazır aşureyi şişesinden kaşıkla yeyip, üzerindeki kullanım talimatını bitirdikten sonra okuyan ve "sulandırcakmışız ya la!" deyu bilinç atlaması yaşayandır

PS: İkincisi 'şuursuz insan' olarak da bilinir. ""

Sevgili Deryamisali ödülünü almak için buraya davet ediyoruz.(ALKIŞ)

ÖDÜL : Bi kavanoz sulandırılmış aşure (malum kendisi sulandıramıyor), bi adet kaşık ve accık üzerine çekilmiş keten tohumu sepilmiş badem şekeri :P

Ay Anam Dişim

Ben on parmak klavye kullanma özürlüyüm okuyucu. Yok yok öyleyim ısrar etme. Görmüyorum ki klavyeyi nasıl yazayım. Klavye azıcık daha büyük olsa belki. Ama bu klavye bana cık uymuyo. Allah beş parmağıma zeval vermesin. Bende devrik devrik yazmaya devam edeyim, anlaşalım.

Son iki gündür diş ağrısı çekiyorum okuyucu. Kabir azabına denktir derler. Rabbim kimseye kabir azabı çektirmesin. Işıl ışıl, nurlu nurlu kabirlerimiz olsun inşallah.

Ben dişçilerden çok korkarım biliyo muydun? Yani tamam aslında iğneden korkarım. Çocukluğu boyunca her kış, her gün iğne yemiş biri olarak alışkın olmam gerekli. Ama yok, iğne görünce bacaklarım uyuşuyo hala.

Gerçi o zaman her iğneden sonra bir meyve suyu ve bisküvi veriyolardı. İki zırlayıp sonra bisküviyi görünce susuyodum. Şimdi iğneyi yediğinle kalıyosun. Büyümek kötü şey azizim. Halbuseki iğne yapcaz ama bak sonra bu pastayı yicen deseler kaçtane iğne olurum gönüllü olarak haberleri yok.

Sevgili Dişçim Civanım Ömer Faruk müthiş matrak bi adam ve zamanında anlaşmıştık iğne yok diye. Gidince ilk işim kendimi hatırlatmak olucak inan bana.

Kendisine ilk (yine aynı dişim için) gittiğimde ilaç püskürtmek için şırınga kullanacaktı. Arkası dönüktü bana, hızlı bi şekilde döndü ve dı-nı-nı-nııı dedi. Elinde şırınga!!! Sonra yok yok korkma iğne değil diye rahatlattı beni, ben elimdeki bardağı kafasına fırlatmadan önce.

Güzel işti. Yarın tek başıma dişçiye gidebilecek olmamın sebebi (benle gelicek kimse olmaması dışında) ondan korkmamamdır :P

İnsanın bi uzvu rahatsız olunca, diğer yerlerde sanki alarm çalmış gibi rahatsızlanıyolar. Neden dişim ağrırken, karnımda ağrır yada başım sana ne oldu.

Yaşlandım ben okuyucu. Kabul et artık. Bırak haklı sanırım evlenince on yaş ekledim yaşıma. Deryoş senden büyüküm he heyt. Neyse byte okuyucu Ebrumisal gider. Kendine iyi davran.


P.S =====> Satılmış Saffet boyun altında kalsın nerelerdesin????

3 Mart 2010 Çarşamba

birakburakyaaa.blogspot.com

Selam everybody. Yeni bi arkadaş var aramızda bilin bakalım kim? Yeah doru bildiniz Bırak. Kendisine yeni bi blog açtık. Artık sizlere ordan seslencek. Hayırlı, uğurlu, bol yorumlu yazıları olmasını diliyorum.

Hadi bakalım bekleyelim görelim inş. Şurdan http://birakburakyaaa.blogspot.com ulaşabilirsiniz bloga. Haydin byte.

Benim Neyim Eksik

Duydunuz mu Deryamisalin hayali arkadaşı varmış Necati. Asistanıymışşş. Bende kendime bi hayali arkadaş buldum adını da Saffet koydum :P E malum Bırak'ı küstürdük. Hoş geldin Saffet sefa getirdin şekerim. Papucunu dama attım okuyucu ordan alabilirsin.

Saffet is here now:P
Haydi Saffet'e merhaba diyelim hep birlikte bir ki üç...

2 Mart 2010 Salı

Bırak Bırak yaaaaa ;P


Geçen gün Ömercik'le ilgili şeyler yazıp bi de resmini koyunca bloğa Bırak pek bi içerledi. Böyle buddylik mi olur. Bi kere bana böle bi şey yazdın mı? Budddylerin yüz karası felan dedi. Etkilendim mi sence? Evet doğru bildin zerre kadar etkilenmedim okuyucu. Aferin sana.


Bugün deli bi ruh içerisinde Bırak. Sürekli benle uğraştı. Benle ilgilenmiyosun, sen nasıl buddysin (Evet bu fiks lafı :P) şeklinde. Oysa ben Lostta lostmuştum haberi yoktu. Kendisi dördüncü sezondan itibaren izlemediği için bana eşlik edemedi. Ama sor üzüldüm mü? Nahin üzülmedim. Üzülmeli miydim???


Şu an Bırak bana küstü. Bugün bu üçüncü sanırım. Ay ben pek bi ihmal etmişim Buddymi yazık ona canım canım... Ama elden ne gelir okuyucu. Sovyırı izleyebilecekken, onun Culyet için yas tutmasını izleyemek (upsss) varken nasıl onla ilgilenebilirdim. Sorarım sana okuyucu. İnsan azıcık anlayışlı olur dimi ama. Yok zerre kadar yok.


Neyse öyle işte okuyucu. Ben yazıya son vermek istiyorum şiddetle. Zira çıkış saatimiz geldi. Eve gidip ayaklarımı uzatıp The Proposal'ı izlemek, izlerken çekirdek çitletmek istiyorum.


Öyle işte okuyucu hepicüğünüze hayırlı akşamlar diliyor. Mısralarıma burada son veriyorum. Çok üzüldün biliyorum. Ama üzülme yine gelcem. Haydin kendine iyi davran okuyucu. PÖPTÜMMMM..... Si yaaa.


P.S. Az önce dördüncü defa küstü bana Bırak. Yazıyı yayınlamadan görmek istedi. Ama hayırrrrr deyip monitörün üzerine ağır çekimle gittim ve onu sakladım:P Uzun lafın kısası göstermedim okuyucu. Sizle beraber görcek oda heheyt heheyt....


I'm lost

Az evvel Lost'un 6. sezonunun il beş bölümünü izledim. Ve hiçbirşey anlamadım. Her bölümle daha da karmaşıklaşıyor sanki.

1 Mart 2010 Pazartesi

Az önce bi video izledim. Adi herifin biri ıstakozu kesiyo ama ağır ağır, canlı canlı. Hayvanın debelenmesine hiç aldırmadan. Bela okudum resmen Rabbim nasıl biliyosa öyle yapsın.

Koysunlar ellerini öne parmaklarından birini koparalım. Zevkle koparırım o videoyu gördükten sonra. Onun canını acıtmayı önemsemeden parçalayan ellerini keserim gözümü kırpmadan. Öyle sinirlendim. Keselim bakalım ne demekmiş canlı canlı kesilmek. Hayvanı ortadan ikiye bölüyo ve de öldürme zatmetine katlanmadan.

Istakozu kolay öldürmenin yolu bıçağı iki gözü arasına saplamakmış. Mevlam kulum bari yiceksin hayvan acı çekmesin bak kolay yolu var demiş. Ama yok herifçioğlu atsın ıstakozu suya canlı canlı haşlasın, atsın ızgaraya canlı canlı pişirsin. Bağırttıra bağırttıra. Neymiş tadı kaçarmış.

Bazen tiksiniyorum insanlardan. Ne Allah'tan korkmaz, vicdansız insanlar var. Sen nasıl o hayvana kıyarsın bir parça et için. Yazıklar olsun size. Bu kadar insanız işte...

Bon Appetit :P


Hi, Dear reader. What's up. I'm fine today. I feel beauty and cute. And happy of course. Thank's to yesterday.

Dün sabah kocacimle güzel zaman geçirdik. Uzata uzata kahvaltımızı yaptık. Sonra süslendik dışarı çıktık. Bana araba kullanmayı öğretiyo kocacim, sürüş alanına gittik :P BENCE iyiydim okuyucu. Bir mercedese çarpıyo olmamı ve az daha kamyon altında kalacak olmamı saymazsak. Ama genelde iyiydim :P Müthiş panik yapan bi kocam var okuyucu. Yaptığım hataların %50 si onun paniği sebebiyle. Amann çukur, amannn araba, amannnn viraj, Amaaannnnn KAMYONN...

Söyler misin bana ben böyle nasıl araba kullanabilirim. Arabayı birinci vitesten ikinci vitese geçirirken hoplatıyomuşum. Belki arabanın canı hoplamak istiyo dimi ama. Mahrum mu etseydim arabacığı bu zevkten. En son on dakikada tam olarak nasıl yapılması geretiğini söyledi. Debriyajı ortaladığında, gaza hafif hafif basmaya başla. E be kocacim baştan desene :D

Neyse çiğnenmeden, ölmeden, yaralanmadan döndük. Dönerken pasta aldık. Sonra film izlemek amaçlı gelen sis lerimle yedik afiyetle.

Öğleden sona sözleşmiş idik büyük sis. ile ufak olanı da ben aradım hadi koş gel deyi. Berabercek film izledik. Şıklar arasında başrollerini Sandra Bullock ve Ryan Reynolds'ın paylaştığı The Proposal, saçma sapan bi filmmiş gibi duran ama büyük sis.'in güzelmiş dediği film olan Princess ve de kazanan film olan Julie and Julia vardı.

(Zaten Princess filminin cdsi sis.ler eve gidince kırılmış, kendileri tarafından zevkle. Öyle saçmaymış okuyu)

Like I said we choosed Julie and Julia. Meryl Streep ve Amy Adams oynuyo başrollerinde. Amy Adams'ı Enchanted isimli filmde izlemiştim ilk kez. Çok sevimli bi kadın kendisi bana göre. Meryl Streep ise Meryl Streep zaten :P

Meryl Streep (Julia), günümüzden (filmde günümüz) 50 yıl öncesinde ilk olarak Paris'te ve daha sonra pek çok şehirde yaşamak zorunda kalan, bulundukları yere bir türlü uyum sağlayamayan ama çok fazla iyimser ve kocasına müthiş bağlı bir kadın. Yapacak bi işi, meşgalesi olmayan, sıradan ev kadını olmak istemeyen ve bi uğraş bulmak için çabalayan bir kadın. Çok büyük bi gayret gösterip yemek kitabı yazmayı başarmış ve tüm dünya tarafından tanınan biri olmuş.

Amy Adams (Julie), günümüzde yaşayan sıradan bir kadın. Başladığı hiç bi işi bitirememiş biri. En iyi yaptığı iş üzerine bi blog açmayı ve hergün oraya yazmayı planlıyo o ve kocası. Blog açılıyo ve başlıo. Amacı Julia Child'ın yemek kitabındaki 524 tarifi 365 günde bitirmek. Ve her bir deneyimi bloga kaydetmek. http://blogs.salon.com/0001399/

Filmde bir Julia'nın çabasını, bir Julie'nin çabasını görüyorsunuz. Julie yemek yaparken bende mi yapsam dedim. Çok eğlenceli gözüküyodu. Her ne kadar güzel yapamasam da yemek yapmayı severim ben.

Velhasılkelam tavsiye ederim okuyucu. Istakozları pişirme sahnesi hariç diğer her sahnesi eğlenceliydi.

Hafta içi birgün de sis.lerle yeniden birleşip What dreams may come ı izlemek istiyorum nasipse. Hade bu kaa yeter.

Bon Appetit :P