30 Kasım 2009 Pazartesi

:P

SELAM MİLLET.
NASILDI BAYRAM????

22 Kasım 2009 Pazar

E HASTAYIM!!!

Hastayım. Bütün vücudum kırılıyo. Kolumu kaldırmaya, bu yazıyı yazmaya bile mecalim yok. Ama azimliyim :D

Cumartesi günü hava güzel diye montumu giymeden gittim işe. Ayağımda babetlerle. Evet kaşınmışım ben. Zannedersem o zaman azizliğine uğradım soğuğun. Dün ki gezmemle alakası yok yani:P

Sevgili tocamın senelerdir araba alma hayali vardı. Ama ben istemediğim için alamıyordu. Evlendikten sonra aldı arabasını. Evet köprüyü geçmişim:P
Araba hiç ihtiyaç olmamıştı benim için. Gideceğim yere minibüs otobüsle gidiyodum sorun olmuyordu. Meğer ne kadar rahatmış arabayla gezmek. İstediğin yere gidebiliyosun, istediğin kadar kalabiliyosun.

Dün kahvaltımızı yaptık (pazar günü olması sebebiylen on bire kadar uyuduk), öğleden sonra iki civarı Bismillah dedik çıktık evden. Önce sinemaya gitmeye karar verdik. Ne zamandır gelmesini beklediğim TWİLİGHT (YENİ AY) filmi vizyona girmiş izleyelim hadi dedik. Kardeşceğizimi de aldık çıktık yola. Sinema salonunda yer kalmamış meğersem herkes film gelsede hücum etsek diye bekliyomuş anlaşılan. "Neyse hava bugün güzel başka zaman gideriz sinemaya, bugün dolaşalım" dediler. Çok uysalımdır tamam dedim.

Önce Florya'ya gitmeye kalktık. Trafik kilit. Bugün gezmek haram bize derkene. Sevgili tocamın eniştesi (onlarda bizle beraberdi.) "Hadi balık yemeğe gidelim" dedi. Bende ne çok severim ya balığı. Kokusunu duyunca eli ağzımda dolaşırım. Bana döner ayarlama sözü verdiler gittik.

Küçükçekmece'de bi yer. Canlı balıklar.(ıyyyy) Kafam diğer tarafta, elim ağzımda yürüdüm yol boyunca. Tezgahların önünden geçerken bi koku duydum ama nasıl güzel, nasıl güzel. Ben bundan yemek istiyorum dedim. Kafa ters tarafa bakıyo ya fark etmedim. Meğersem piknik yapan şahıslar hamsi ızgara yapıolarmış. Nasıl ağzım sulandı anlatamam. Vazgeçtim dönerden falan. Ne olursa olsun ondan yicem.
Gittiğimiz yerde hamsi ızgara yapmıolarmış ama:( Eşşek kadar balığı koyuyolar ızgaraya onu ekmek arası yapıolar. İki üç tane ufak hamsicik yapsan nolurdu. Ama yapmadı. İsimlerini bilmem sorma okuyucu aldık balıklarımızı. Ben elim ağzımda, burnumda bekliyorum. Sağolsun görümcecim üzerindeki deriyi ayıkladı bana " başka bişey yiyomuşsun gibi düşün"dedi. gözümden ne yemekler geçiyo. Ama hiçbiri o kokuya uymuyo. Nefes almadan, gözlerim kapalı yedim. Ama yedim:D Aferin bana.

Sonra film izlemeye görümcemin evine gittik okuyucu. Kafam omzumda izledim filmi. Iron man güzel bi filmdi, fena değildi. Günün sonu en güzeli. Anneme gittik. Anacım özlemiş beni hastayım ya mandalina soyuyo, elleriyle yediriyo bana. Canım annem.

Kıskançlıklar oldu tabi olmadı değil ama yapcak bişey yok. Öbür kuzuları hep yanında ortanca kuzusunu hafta da bi görüyo ne yapsın ilgilenmesin de. Bi çerçeve, üçlü saklama kabı, bir adette mouse ped len ayrıldım evden. Çok karlı bi ziyaret oldu okuyucu.

Eve ne zaman gittik, ben ne ara uyudum oraları bulanık olduğu için bilemiyorum. Bu sabah işe geldim. Pazartesi sendromu yaşamaktayım. Canım çalışmak istemiyo. Uyumak istiyorum. Sıcak çay sıcak tutan bi battaniye ve yastık. Çok şey mi istiyorum okuyucu...

11 Kasım 2009 Çarşamba

BİR ŞEYİ ÖĞRENİPTE YAPMIYORSAN ASLINDA ÖĞRENMEMİŞSİN DEMEKTİR....

9 Kasım 2009 Pazartesi

DERT ÇOOOOKK

Kimseye güvenemiyosun artık. Arkadaş diyosun, yakın davranıyosun, yüzüne gülüyo ama yapmadığını da bırakmıyo.

Bu aralar sürekli bi sinir var içimde. Herşeye kızıyorum, üzülüyorum. Hassas bi dönem yeni evlenmişim, ailemden ayrı kalmaya alışmaya çalışıyorum, yeni sorumluluklarım var onlarla uğraşıyorum. Zor yani. Bi de bunlar yetmezmiş gibi iş yerinde sorun yaşıyorum.

Çok şükür Rabb'ime işe girdiğim her yer (üç yer de) çok iyi yerlerdi. Patron bakımından sorunum olmadı hiç. İş arkadaşları en büyük sorun. Kıl bi iş arkadaşı yerine kıl bi patron olsa sanki daha kolay olurdu gibi geliyo. Ama kaşınmayım yinede.

Sevgili iş arkadaşım yedi buçuk aylık hamile. Yaptığımız işi benden daha iyi bilmesinin sebebi daha eski olması. Ama sanki kendisi müthiş akıllıymış da ben salakmışım gibi davranıyo. Bişeyi ben iyi yaparsam, hemen bi yanlışımı buluyo ve -özellikle- patronumuzun yanında bana aktarıyo. Kendi hatası olduğunu anlasa bile patronun yanındayken o hata bana ait

Böyle insanları sevmiyorum. Hırs gözünü bürümüş. İkimizde çalışıyoruz farklı işler yapıyoruz. Bu neyin kıskançlığı. İnsanları kırmayı sevmiyorum. Onun da hassas dönemi deyip alttan almaya çalışıyorum becerebildiğim kadarıyla. Ama kendi içimde sinirden ölmek üzereyim. Doğursa da kurtulsak diyorum artık :P

Çok mu kötüyüm ne? Ama hakkatten canıma tak dedi artık. Rabbim dayanma gücü versin. İçime sakinlik versin. Dilimi tutabilmemi nasip etsin. Kimsenin kalbini kırmadan alnımın akıyla çalışabileyim.

5 Kasım 2009 Perşembe

3 Kasım 2009 Salı

ANNEMİ ÇOK ÖZLEDİM :'(

Biz dört kardeş annemize çok düşkünüzdür. Tamam abim o kadar değil ama biz kızlar annemize çok düşkünüz. Ben hiç annemsiz bi hayat düşünmedim. Allah bizi onsuz bırakmasın. O olmasa dağılırız gibi geliyor. Abimi babamı toplamaya gücümüz yeter mi bilemiyorum.

Düşünüyorum 21 yıldır hiç ondan uzak kalmamışım. Bundan dört sene önce lise bitince babamla beraber köye gittik. Babannemin vefatını saymazsak ilk defa (yani iki yaşımda götürmüşler beni ama aklım başımda olmadığı için onu saymıyorum) köye gidicektim çok heyecanlıydım. Tam bir hafta annemsiz kalmıştım da ne çekmiştim. Hergün arayıp, sesini duyup, hüngür hüngür ağladım. Ondan hariç bu ilk ayrı kalışımız. Hiç bu kadar uzun süre onsuz kalmamıştım. Üniversite hayatı yaşamış olsaydım belki alışırdım onsuzluğa ama malesef yaşamadım.

Dün akşam işten eve geliyordum. Servis evimin önünden geçti. Caddenin başında durmadı, devam etti. İçime ateş düştü sanki. Daha bi farkına vardım artık eskisi gibi olmıcak hiçbişey.

Zor zapdettim gözyaşlarımı. Eve geldim eşim karşıladı beni (benden erken geliyo da). Biraz dindi sızım onun güler yüzüyle. Ama insanın annesinin, kardeşlerinin yerini kimse tutmuyo. Belki onlarsız yaşamaya biraz daha alışınca eşim daha ağır basar ama şu an çok üzülüyorum. Ona çaktırmıyorum tabi. Çok üzülüyo beni teselli etme çabalarına da üzülüyorum. İşe yaramadığını bilse bile vazgeçmiyo, dayanamıyo üzülmeme. Hep öyle olur inşallah.

Bundan sonra hayatım hep böyle devam edicek. Ben ailemi sadece haftada bi kere görebilcem. Belki o kadar bile göremicem. Çok üzülüyorum. Rabbim dayanma gücü versin. Çok zorlanıyorum. Yuvama en kısa zamanda alışmamı nasip etsin inşallah.

2 Kasım 2009 Pazartesi

EE NİYE UÇAMIYORUM??? :(

Ne bekledim gerçekten bilmiyorum. "Evlilik" deyince benim aklıma olgun, ağır insanlar geliyo nedense. Evlenince değişirim sandım galiba :D
Düğünün ertesi günü ayna karşısında kendimi kontrol ettim değişen bir şey var mı diye. Sesime baktım acaba daha bi olgun mu çıkcak diye ama yok yine aynı cırtlak sesti. Saçlarım ağarmamıştı tek bir tel bile. Yüzümdeki nur da çoğalmamıştı (Zaten var DA, artar diye beklemiştim ) :D
Hakkatten şimdi düşününce komik geliyor ama ben ciddi ciddi gözle görülebilir değişiklikler bekliyordum kendimde. Farklı bişey bulamayınca hayal kırıklığı oldu tabi biraz. Daha cool olmalıydım oysa ki :P Pöfff.
Süper güçlerim nerede? Hala uçamıcak mıyım? Bugün işe uçarak gelmeyi planlıyordum oysa ki. Ne hava olurdu he. Heyt açılın uleyyyn ben evliyim, uçabiliyorum. :( Kandırılmış hissediyorum kendimi ama kim tarafından kandırıldım bilmiyorum. Bi bilsem, elime geçirirsemm...


Düğün nasıl geçti hatırlamıyorum. Video yu izledim ama sanki orda dikilen zavallı ben değilim. Kimler gelmiş tebrik etmiş video da görüp fark ettim :P Unutmamı imkansız kılacak bacak kasılmalarım olmasa hayır ordaki ben değilim, montaj derim:P
Kına günü öğlene kadar çalıştım. Kuaföre geç kaldım. Dolayısıyla salona da geç kaldım. Kendi kınasına geç kalan tek gelin benim herhalde. İçeri bi girdim herkes beni bekliyo. Oynayarak girdim galiba içeri çok hatırlamıyorum. Ama çok güzel olduğumu hatırlıyorum. Kendimi prenses gibi hissetmiştim kabarık elbisem ve kıvır kıvır saçlarımdaki tacımla. Normalde kendimi hiç beğenmem:P (inanmazsanız Deryoş'a sorun).
Balayından bildiremediğim için üzgünüm zira pek bi kısa sürdü:D Bu tarihte evlenip balayı diye Akçay'a gittiysen kısa sürdü diye hayıflanmamalısın, hasta olmadığın için oturup aşağı şükretmelisin.
Sevgili KOCAM soğuktan nasibini aldı hala hasta. Allah'tan kolay hasta olan bi tip değilim. Pek bi nazlıyımdır hastalanırsam kolay iyileşmem. Aşkım hala ayakta hastalığa direniyo :D
Dün gece bu akşam için yemek yaptım. Gözümün teki kapalıydı. Gidince yicez, güzel olmuş mu bakalım. Evliliğin zor tarafı burası galiba. Hem çalışıp hem ev işlerini yapmak. Bakalım zorlanmayız inşallah. Allah utandırmasın.
Ben Ebru KÖSE AKGÜN. Tatil sonrası işyerinden bildirdim. İyi günler dilerim